2 Mayıs 2025 Cuma

 

EKONOMİK KUTUPLAŞMA ve ETİK DEĞERLER

Biz sadece laik-dindar, Kürt-Türk, Alevi-Sünni, açık-kapalı, erkek-kadın olarak değil zengin-fakir olarak da ayrışmaya başladık. Orta direk ortadan kalkmaya yüz tutunca toplumda kısmen de olsa var olan ekonomik homojenlik de yok olma yoluna girdi. Beyaz yakalıların alışkanlıkları, gereklilikleri yavaş yavaş imkanlı olmaktan çıkmaya başladı. İki ebeveyni de çalışan bir çocuğun özel okula gitmesi önceden de zordu ama şimdi imkansız hale geldi. Hafta sonları sinema, konser veya tiyatroya gidip normal bir lokantada bir öğün yemek yiyebilmek bütçeleri zorlar oldu. Ülkemizi ve dünyayı ortalama standartlarda gezip görmek, yılda bir hafta deniz tatili yapmak kıskanılası lüksler sınıfına girdi. Hobi kurslarına gitmek müsriflik oldu. Buraya kadar saydıklarım Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde en üstte yer alan kendini gerçekleştirme basamağının gerekleri. Ama orta sınıf şu an neredeyse barınma ve güvenlik adımında sıkışmış durumda. Orta sınıf Maslow’un kendini gerçekleştirme basamağına tekrar ulaşmaya çalışırken yukarıda ve aşağıda neler olduğuna da bakmak lazım. Alt gelir düzeyinde en temel fiziksel ihtiyaçlarını karşılama ve barınma sorunuyla ezilmiş bir asgari ücretli , emekli, öğrenci sınıfı varken üst gelir düzeyinde tamamen sahtekarlık ve devlet gücünü kullanarak elde edilmiş kendini bilmez bir şımarıklık yaşanıyor. Kara para aklamadan rüşvete, dijital sahtekarlıklardan dolandırıcılık şirketlerine her yerde ahlaksızlık, yalan, kaba kuvvet, cinayet, mala çökme, görgüsüzlük, pespayelik şeklinde kendini gösteren bir zenginlik boy gösteriyor. Türkiye’de en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grup toplam gelirin nerdeyse yarısına sahipken ülkenin yüzde 80’i gelirin diğer yarısıyla yaşamaya çalışıyor. Sosyal medya kullanımındaki şımarık ve görgüsüzlükle bezeli davranışlar nedeniyle bu uçurum göz önünde yaşanıyor maalesef. Doğal olarak  bu yaşantılar insanların gözlerine sokularak, neredeyse tuhaf bir hırs ve hınçla gösterilirken, toplumun yüzde sekseni şaşkınlıkla olanları seyrediyor. Bir taraf pazar alış verişinde patates, soğan alırken dahi düşünürken, şişe suyu alamazken diğer taraf bir gündeki iki öğününü farklı ülkelerde nasıl keyifle yediğini paylaşıyor bütün detaylarıyla.

Göz önünde yaşanan bunca kepazelik karşısında bir kin ve nefret iklimi sarıyor ülkeyi. Günlük yaşam atmosferimizi bu şekilde kirleten, rahat ve özgürce nefes almamızı engelleyen bir habitat içinde yaşayabilmek için debelenip duruyoruz. Bazen öğrencilerimle ettiğim sohbetlerde fark ettiğim şeyler dudaklarımı uçuklatıyor örneğin. Tüm öğrencilerime daima okumanın, eğitimli olmanın bir avantaj olduğunu, özellikle kız çocuklarının üniversite mezunu olması gerektiğini anlatırım. Yine böyle bir sohbetimizde bir kız öğrencim ‘Ben zengin bir kocayla evlenip çalışmayacağım, bu yüzden okumama gerek yok.’ demişti bana. Ben de bir süre şaşkınlıklar içinde bakakaldıktan sonra ‘Her insanın hayatının garantisinin yine kendisi, kendi gücü, mesleği olmalıdır. Kocalar, babalar, analar bir gün ölebilir, zenginlikler bitebilir. İnsanın hayattaki en büyük güvencesi kendi emeği ve gücü olmalıdır.’ diye açıklamaya çalışsam da bu öğrencimin fikrini değiştirebildiğimi zannetmiyorum. İşte bu yaşadığımız kutuplaşma bir yandan fakiri zengine düşman ederken bir yanda da gençlerimizi paradan başka bir değer olmayan hayatlara özendiriyor maalesef. Para gelsin de nereden, nasıl  gelirse gelsin düşüncesiyle var olmaya çalışan insanlar çıkıyor karşımıza. Bu kafa yapısına sahip bir insana para için yaptırılamayacak bir şey yoktur. Etik değerlerden yoksun, pragmatist, bencil ve kendi konforundan başka bir şey düşünmeyen insanlardan müteşekkil bir toplum olmanın yollarına taş döşüyor alt sınıf ile üst sınıf arasındaki ekonomik uçurum. Bu şekilde düşünen çocuklarımız mafyaya, uyuşturucu satıcılarına, fuhuş çetelerine kolaylıkla yem olabilir, oluyor da nitekim. Emekliler, asgari ücretle çalışanlar, binlerce işsiz, milyonlarca üniversite öğrencisi düşünülmüyorsa bile en azından çocuklarımızı korumak için ekonomideki bu zengin ve fakir arasında her geçen gün gittikçe büyüyen uçurumun ortadan kaldırılması gerekiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder