EKONOMİK KUTUPLAŞMA ve ETİK
DEĞERLER
Biz
sadece laik-dindar, Kürt-Türk, Alevi-Sünni, açık-kapalı, erkek-kadın olarak
değil zengin-fakir olarak da ayrışmaya başladık. Orta direk ortadan kalkmaya
yüz tutunca toplumda kısmen de olsa var olan ekonomik homojenlik de yok olma
yoluna girdi. Beyaz yakalıların alışkanlıkları, gereklilikleri yavaş yavaş imkanlı
olmaktan çıkmaya başladı. İki ebeveyni de çalışan bir çocuğun özel okula
gitmesi önceden de zordu ama şimdi imkansız hale geldi. Hafta sonları sinema,
konser veya tiyatroya gidip normal bir lokantada bir öğün yemek yiyebilmek
bütçeleri zorlar oldu. Ülkemizi ve dünyayı ortalama standartlarda gezip görmek,
yılda bir hafta deniz tatili yapmak kıskanılası lüksler sınıfına girdi. Hobi
kurslarına gitmek müsriflik oldu. Buraya kadar saydıklarım Maslow’un ihtiyaçlar
hiyerarşisinde en üstte yer alan kendini gerçekleştirme basamağının gerekleri.
Ama orta sınıf şu an neredeyse barınma ve güvenlik adımında sıkışmış durumda.
Orta sınıf Maslow’un kendini gerçekleştirme basamağına tekrar ulaşmaya
çalışırken yukarıda ve aşağıda neler olduğuna da bakmak lazım. Alt gelir
düzeyinde en temel fiziksel ihtiyaçlarını karşılama ve barınma sorunuyla
ezilmiş bir asgari ücretli , emekli, öğrenci sınıfı varken üst gelir düzeyinde
tamamen sahtekarlık ve devlet gücünü kullanarak elde edilmiş kendini bilmez bir
şımarıklık yaşanıyor. Kara para aklamadan rüşvete, dijital sahtekarlıklardan
dolandırıcılık şirketlerine her yerde ahlaksızlık, yalan, kaba kuvvet, cinayet,
mala çökme, görgüsüzlük, pespayelik şeklinde kendini gösteren bir zenginlik boy
gösteriyor. Türkiye’de en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grup toplam gelirin
nerdeyse yarısına sahipken ülkenin yüzde 80’i gelirin diğer yarısıyla yaşamaya
çalışıyor. Sosyal medya kullanımındaki şımarık ve görgüsüzlükle bezeli
davranışlar nedeniyle bu uçurum göz önünde yaşanıyor maalesef. Doğal
olarak bu yaşantılar insanların
gözlerine sokularak, neredeyse tuhaf bir hırs ve hınçla gösterilirken, toplumun
yüzde sekseni şaşkınlıkla olanları seyrediyor. Bir taraf pazar alış verişinde
patates, soğan alırken dahi düşünürken, şişe suyu alamazken diğer taraf bir
gündeki iki öğününü farklı ülkelerde nasıl keyifle yediğini paylaşıyor bütün
detaylarıyla.
Göz
önünde yaşanan bunca kepazelik karşısında bir kin ve nefret iklimi sarıyor
ülkeyi. Günlük yaşam atmosferimizi bu şekilde kirleten, rahat ve özgürce nefes
almamızı engelleyen bir habitat içinde yaşayabilmek için debelenip duruyoruz.
Bazen öğrencilerimle ettiğim sohbetlerde fark ettiğim şeyler dudaklarımı
uçuklatıyor örneğin. Tüm öğrencilerime daima okumanın, eğitimli olmanın bir
avantaj olduğunu, özellikle kız çocuklarının üniversite mezunu olması
gerektiğini anlatırım. Yine böyle bir sohbetimizde bir kız öğrencim ‘Ben zengin
bir kocayla evlenip çalışmayacağım, bu yüzden okumama gerek yok.’ demişti bana.
Ben de bir süre şaşkınlıklar içinde bakakaldıktan sonra ‘Her insanın hayatının
garantisinin yine kendisi, kendi gücü, mesleği olmalıdır. Kocalar, babalar,
analar bir gün ölebilir, zenginlikler bitebilir. İnsanın hayattaki en büyük
güvencesi kendi emeği ve gücü olmalıdır.’ diye açıklamaya çalışsam da bu
öğrencimin fikrini değiştirebildiğimi zannetmiyorum. İşte bu yaşadığımız
kutuplaşma bir yandan fakiri zengine düşman ederken bir yanda da gençlerimizi
paradan başka bir değer olmayan hayatlara özendiriyor maalesef. Para gelsin de
nereden, nasıl gelirse gelsin
düşüncesiyle var olmaya çalışan insanlar çıkıyor karşımıza. Bu kafa yapısına
sahip bir insana para için yaptırılamayacak bir şey yoktur. Etik
değerlerden yoksun, pragmatist, bencil ve kendi konforundan başka bir şey
düşünmeyen insanlardan müteşekkil bir toplum olmanın yollarına taş döşüyor alt
sınıf ile üst sınıf arasındaki ekonomik uçurum. Bu şekilde düşünen
çocuklarımız mafyaya, uyuşturucu satıcılarına, fuhuş çetelerine kolaylıkla yem
olabilir, oluyor da nitekim. Emekliler, asgari ücretle çalışanlar, binlerce
işsiz, milyonlarca üniversite öğrencisi düşünülmüyorsa bile en azından
çocuklarımızı korumak için ekonomideki bu zengin ve fakir arasında her geçen
gün gittikçe büyüyen uçurumun ortadan kaldırılması gerekiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder