CAHİLİN SONSUZ
ÖZGÜVENİ
Siz
de sık sık yaşıyorsunuzdur benim gibi. Bir sohbet esnasında okuduklarınızdan ve
yaptığınız araştırmalardan elde ettiğiniz bilgilere dayanarak bir fikrinizi
beyan edersiniz. Siz daha cümlenizi bitirememişken söz konusu mevzuda hiçbir
bilimsel kaynak okumamış biri, sadece televizyondan duydukları ve sosyal
medyadan öğrendikleriyle sizin sözünüzü keser. İnsana bu hususta akademik
bir çalışması olduğunu düşündürten ve hatta
sizi kendinizden bile şüpheye düşürtecek kadar kendinden emin tavırları ve ses
tonuyla bir şeyler saçmalar. İşte bu arkadaşlarla herkes mutlaka bir gün
müşerref olacaktır benim güzel ülkemde. Bu deneyimi bir köy kahvesinde,
çarşıda, pazarda eğitimli olmayan insanlarla yaşayabileceğiniz gibi
çalıştığınız kurumlardaki eğitimli iş arkadaşlarınızla da yaşamanız kuvvetle
muhtemel. Hem yanlış bilip hem de yanlışında bu kadar ısrarcı olan insanlar
acaba dünyanın tüm ülkelerinde de bu kadar yaygın mıdır diye düşünürken aklıma Dunning-Kruger
Etkisi geldi. Bu sendromun özünü ‘bilmediğini bilmemek’ olarak özetleyebiliriz.
1999 yılında Dunning ve öğrencisi Kruger ‘Yetersizler ve Bunun Farkında
Değiller’ isimli makalelerinde araştırmaları için yaptıkları deneylerin
sonuçlarını yayınladılar. Gerçekleştirdikleri deneylerde katılımcılara mizah,
dil bilgisi ve mantık alanlarında dörder test uyguladılar. Sonuçlar
şaşırtıcıydı. Çünkü en düşük puanı alan grupta bulunanlara bu testlerde
kendilerini ne kadar başarılı gördükleri sorulduğunda çok başarılı olduklarını
ifade ettiler. Aksine testlerde yüksek puan alanların ise kendilerini
olduklarından daha başarısız olarak değerlendirdikleri görüldü. Yani öğrendikçe
ve bilgisini artırdıkça ne kadar az bildiğini, öğrenmesi gereken ne kadar çok
şey olduğunu düşünen yüksek puanlı grup kendini olduğundan daha başarısız
görürken hiçbir konuda hâkimiyeti olmayan düşük puanlı grup kendini olduğundan
çok daha başarılı hissediyordu. İşte parti, siyasi görüş, ideoloji, din, ırk,
özelde futbol genelde takım fanatizmleri faşizme varan bir öfke, cesaret ve
haklılık duygusuyla kendisinden farklı düşüneni öldürmeye varacak kadar şiddet
içeriyorsa bu durum yetersizliğinin ve bilgisizliğinin farkında olmayan
Dunning-Kruger sendromuna yakalanmış kişiler nedeniyle yaşanmaktadır. Bizim çok
güzel bir ifademiz var: Kifayetsiz muhterisler. Bence bu söylem Dunning-Kruger
Etkisini muhteşem bir biçimde karşılıyor.
Ne
kadar az biliyorsan, o kadar az sorguluyorsun. Sorgulamadığında ise herhangi
bir konuda fikrin değil körü körüne bir inancın oluyor. Çok enteresandır bu
insanlar hiçbir bilimsel veriyle de ikna olmuyorlar. Bu katılık hoşgörüsüzlüğü,
farklılıklara katlanamamayı, kendi dünya görüşünü dayatmayı getiriyor. Dün
farklı şekilde bugün daha değişik bir biçimde ülkemizde yaşadıklarımız gibi. Şu an sandıklara gidip oy kullanarak
kendimizi demokrasiyle yönetiliyoruz diye kandırdığımız tuhaf sistemi de Dunning-Kruger
Etkisindeki seçmenler nedeniyle yaşıyoruz.
Platon’un
çok sevdiği, büyük hayranlık duyduğu hocası Sokrates, ‘kentin inandığı
tanrılara inanmadığı, yeni tanrılar icat ettiği ve gençleri yoldan çıkardığı’
için suçlu bulunup ölümle cezalandırılıyor. Bu büyük kayıptan sonra Platon demokrasiden
nefret ediyor. Çünkü döneminin en bilge, en dürüst, en erdemli insanı olan
Sokrates, yobaz ve cahillerin oylarıyla öldürülüyor. Hocasının ölümünden sonra
Platon demokrasinin eğitimli toplumlar için uygulanabilir bir yönetim şekli
olduğuna karar veriyor ve Devlet isimli kitabında ideal devlette ülkeyi
yönetenlerin çok sıkı bir akademik eğitimden geçen filozoflar olması
gerektiğini savunuyor. Tabii bu filozofların seçilebilmesi ise yüksek eğitimli
bir toplumla mümkün. Sonuç olarak eğitimsiz bir toplumda demokrasi var
deniyorsa bunun anlamı şudur: Hükümet, psikoloji destekli toplum
mühendisliğiyle ya hiçbir şey bilmediği halde her şeyi bilen! halkın dini ve
milli duygularıyla oynayarak iktidarda kalıyordur ya da onu yoksullaştırılıp sadakaya
muhtaç bırakarak, ona ‘bu hükümet
giderse elimdekinden de olurum’ korkusunu yaşatarak koltuğunu korumayı
başarıyordur. Tabii ki bu ikisi bir arada kullanılırsa etkisi daha güçlü olur.
Her
şeye rağmen dünya siyasi tarihinin insanlığa bıraktığı en iyi yönetim şekli laik,
güçler ayrılığı olan bir demokrasi ama Dunning-Kruger
Etkisindeki bir toplumla değil.